Facebook
    Instagram
    English

Register Form

A password will be e-mailed to you.

Gezilecek Yerler

Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz’de sadece çırpıntılar meydana gelir. Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz’de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açıkdenize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açıkdenizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında dünyanın en güzel kumsalı seçilmiştir.

Sahip olduğu endemik türler nedeniyle dünya mirası olarak korunması önerilmiş 100 dağdan biri olan Babadağ’ın eteklerinde bulunan Kelebekler Vadisi, 8 Şubat 1995’de 1. derecede doğal Sit ilan edilmiş ve her türlü yapılaşmaya kapatılmıştır. 350 metreye ulaşan sarp kayalık duvarlarla çevrili olan Vadi ismini, barındırdığı 80’den fazla kelebek türünden ve özellikle kaplan kelebeğinden almıştır. Kaynağı Faralya mahallesinde bulunan ve 50 metre yükseklikten dökülen şelale, Vadi’nin ortasından geçen bir dere ile Akdeniz’e ulaşır.

Kayaköy, turizmde de önemli yeri olan, 19. yüzyıl başında kurulmuş, yamaçlara dayalı ve nispeten yakın tarihli bir yerleşim olmakla birlikte, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, tamamı Rum, 3000 nüfuslu bir kasaba boyutuna ulaşmış, eski adıLevissi şeklinde geçen mahalledir. 1957 Fethiye Depremi ile evler harabeye dönüşmüş olsa da, canlı müze niteliği ile turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Kayaköy’de gezilip görülecek yerler arasında büyük ve küçük kilise ile on dört şapel bulunmaktadır. Ayrıca küçük kilise yanında bir çömlek atölyesi (Çömlekhane) vardır. Küçük kilise yolundan yalnızca deniz veya yürüyerek ulaşımın mümkün olduğu Soğuk Su koyuna yaklaşık kırk dakikada gidilebilir. 1923 yılında gerçekleşen mübadeleyle Levissi’de yaşayan Rumlar Yunanistan’a göç ederken Kayaköy’e de Selanik ve civarından gelen muhacirler yerleşmişlerdir.

” Eski Kent ” manasına gelen ismiyle her yıl binlerce turistin ziyaret durakları arasındaki yer alan Paspatur Çarşısı , Fethiye’nin en eski ve ilk yerleşim noktalarından biri olarak bilinir . Fethiye Marina ile Çarşı Caddesi aralarında kalması nedeniyle pratik bir ulaşım yoluna sahiptir . 5 sokaktan meydana gelenPaspatur Çarşısı’nda ağırlıklı olarak halı , deri ve kuyumcu mağazaları bulunmakta . Benzer sürede barlara ve hediyelik mal dükkanlarına da ev sahipliği yapar . Tabii bu dükkanların yanında banka şubelerini de çarşı içesinde görmek mümkündür. Paspatur Çarşısı’na öncesinde girildiğinde en öne çıkan ayrıntı tabii ki ahşap cumbalı otantik evler olur . Çarşının adının ufak bir efsanesi var . Çarşı , içerisindeki Paspatur suyundan ismini almış ve Fethiye’ye gelip de bu sudan bir defa içenler Fethiye’ye asgari bir kere fazladan gelirmiş veya bu hoş tatil beldesinden hiç ayrılamazmış .

Balık Hali; önceleri küçük yerli esnafın kendi ürettikleri ürünlerini sattıkları bir Pazar yeri iken, 10 yıl önce restorasyonu yapılarak keyifli bir lezzet durağı haline gelmiştir. Konsept olarak eski dokusunu korumayı başaran bu alanda, kapıdan girdiğiniz anda bir balık taşı ile karşılaşırsınız. Taptaze ve çeşitte sınır tanımayan bu tezgahlardan istediğiniz ürünleri siz seçersiniz. Satın aldıgınız balıkları tezgahların etrafını saran restoranlardan istediginize pisirtebilir, romen çalgıcılar eşliğinde içkinizi yudumlayabilirsiniz.

“Turunç Pınarı Koyu” ismini, denizden yaklaşık 400 metre yükseklikte  bulunan, Yunan bir aileye ev sahipliği yapmış turunç ağaçlarıyla kaplı zirvesinden almıştır. Turunç Pınarı Restoran, bu cennet koy plajında, 40 yılı aşkın süredir mavi yolculuğu seven misafirlerine hatıralarında yer edinecek unutulmaz lezzetler sunmaktadır.

Saklıkent Kanyonu, Antalya-Muğla sınırını çizen Eşen Çayının kolu olan Karaçay’ın oluşturduğu kanyondur. Suyun kolayca aşıdırabileceği Kalkerli arazide fay çatlaklarınında yardımıyla sarp ve derin bir kanyon oluşmuştur. Kanyonun tabanı şiddetli akan suyla dolu olduğundan, su içinden geçmek imkansızdır.Giriş kanyonun dik yamaçlarına demir çubuklarla tutturulan 200 metrelik tahta bir köprüyle yapılabilmektedir. Köprüden sonrasında oldukca soğuk olan güçlü Karstik kaynaklar bulunur. Yaz mevsiminde Fethiyelilerin piknik yeri olarak kullandığı alana yılda 180-210 bin turist gelir. Kanyonun keşfi ise çok yakın bir tarihe dayanmaktadır. Rivayetlere göre bir çobanın keçisini buraya kaçırması sonucunda keçisinin peşinden gitmesiyle keşfettiği kanyon, çevre yerleşkelerde merak konusu olur. Çobanın burayı bildirmesinin ardından Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Saklıkent’i Milli Park ilan etmesinden sonra, özel firmalarında da desteği ile Saklıkent bugünkü halini alır.

Doğa harikası İztuzu Kumsalı, Radar tepesinin eteğinden Dalyan Boğaz’ına kadar 5 bin 400 metre uzunluğundadır. Boğazın batısındaki Küçük Plaj kumsalını da ilave ederseniz, toplam uzunluk 6 kilometreyi aşmaktadır. Caretta Carettaların yumurtalarını bırakabilmelerine çok uygun olan ince kumlu bu plajın Batı tarafına teknelerle, Doğu tarafına ise karayoluyla gidiliyor.